facebook Avrupa Rüyası | Blog

BLOG AVRUPA RÜYASI

Şuan Avrupa Rüyası’nın kaçıncı günündeyim bilmiyorum ama rüya olduğuna eminim. Yoksa tek bir seferde bu kadar yer gezmek mümkün değil! Bir bakıyım; yoo gezmişim bile. Hem de şuan İtalya’dayım. İnanması güç gelebilir ama karış karış Avrupa turu yaptım diyebilirim size. Avrupa Rüyası gerçekten de rüya gibi ama gerçek!
İtalyanca’daFirenze diye geçen Floransa’dayız. Aslında yürüyerek dolaşılabilecek kadar küçük ama güzel bir şehir.

Floransa İtalya’da sanatın ve tabii ki de Rönesans’ın başkenti olarak biliniyor. Ayrıca rehberimizden öğrendiğim kadarıyla burada zamanında yaşamış bir aile olan Medici’ler,Floransa’da sanatın gelişmesine büyük destek olmuşlar. Asıl işleri bankerlik olan bu aile, o zamanda yaşamış yetenekli ressamları ve mimarları Floransa'ya getirerek onları eğitmişler ve maddi destek sağlamışlar. Leonardo da Vinci, Botticelli, Michalengelo, Raphael, Donatello(Ninja kaplumbağalar) gibi büyük sanatçılardan bahsediyorum elbette.

Duomoismini İtalya’da gezerken çok duyacaksınız. Bu kelime Türkçe’de “katedral” demek. Floransa ketadrali de şehrin tam merkezinde bulunuyor. Dan Brown’un meşhur karakteri Robert Langdon’ın maceralar yaşadığı o meşhur katedral desem hepiniz “haa tamam yaa” diye hatırlarsınız burayı eminim. Katedralin fotoğrafını çekerken kadraja sığdırmak için uğraşmayın derim. Ben denedim olmadı! Gerçekten de çok büyük. Bırakın makineyi normal çıplak gözle bile tamamını göremiyorsunuz zaten (Valla abartmıyorum).

Michelangelo'nunmeşhur Davut heykeli de burada. OrjinaliniAccademia müzesinde görebiliyorsunuz ama kopyasını Plaza Segnora’da görebilirsiniz. Senyörler Meydanı demek olan bu meydan, Floransa'nın en güzel meydanlarından birisi. Katedralden yürüyerek ulaşabilirsiniz.Meydanda ayrıca Vecchiosarayı, Medicilerin ilk sarayı Uffizi galerisi ve Neptün havuzu da bulunuyor. Belki sarayı gezmek çok vaktiniz alabilir ama Uffizi galerisini görmenizi öneririm. Tabi sanatla ilgiliyseniz.
Floransa diğer Avrupa şehirleri gibi bir nehir etrafında kurulmuş bir şehir. Arno nehri bu şehri iki parçaya böüyor. Bu nehir üzerindeki en ünlü köprü de Vecchio köprüsü. Akşam karanlığında köprü üzerinde yürümek oldukça güzel ve romantik diyorlar. Ben de “vaay be ne güzel olurdu” diyorum.
Bir de eğer yine vaktiniz olursa Michelangelo Tepesi’ne çıkın. Buradan şehrin manzarasını izlemeden dönerseniz çok üzülürsünüz. Denk getirebiliyorsanız gün batımı zamanında çıkarsanız ve o manzarayı görürseniz yeniden doğmuş gibi olacak, oldukça mutlu ve huzurlu hissedceksiniz.

Sosyal Medyada Paylaşın

BLOG KATEGORİ