85 ülke, 220 şehir
gezisi gerçekleştirdik.
Auschwitz-Birkenau, sadece Polonya'nın değil, tüm insanlık tarihinin en karanlık ve en öğretici sayfalarından birini temsil eder. Kraków'un yaklaşık 70 kilometre batısında, küçük bir kasaba olan Oświęcim'de yer alan bu alan, Nazi Almanyası tarafından işletilen en büyük toplama ve imha kampı kompleksinin kalıntılarıdır. 1940-1945 yılları arasında, başta Avrupa Yahudileri olmak üzere, Romanlar, Sovyet savaş esirleri, Polonyalı aydınlar, eşcinseller ve rejim muhalifleri buraya getirilmiş ve büyük çoğunluğu sistematik bir şekilde öldürülmüştür. Auschwitz, Holokost'un (Yahudi Soykırımı) ve Nazi terörünün en somut sembolüdür. Auschwitz–Birkenau Gezi Rehberi, bir "gezi" veya "turistik aktivite" değil, derin bir tarihsel ve insani bir yüzleşme, bir anma ve hatırlama eylemidir. Mekânın ağır atmosferi, ziyaretçiyi sessizliğe, düşünmeye ve geçmişten alınacak evrensel dersleri anlamaya davet eder.
Böylesine hassas ve tarihsel açıdan kritik bir alanı ziyaret etmek, ön hazırlık ve ciddi bir zihinsel hazırlık gerektirir. Auschwitz-Birkenau, basit bir müze değil, bir anıt-mezardır; burada hayatını kaybeden yaklaşık 1.1 milyon insanın anısına saygı, ziyaretin her anında ön planda tutulmalıdır. Bu zorlu ancak gerekli yolculuğu, saygı çerçevesinde ve olabildiğince konforlu bir ulaşım ile gerçekleştirmek önemlidir. Avrupa Rüyası, bu anlamlı ve duygusal yükü ağır ziyareti planlayanlar için, Kraków'dan ve Polonya'nın diğer şehirlerinden Auschwitz'e ulaşım konusunda güvenilir ve saygılı bir seyahat ortağıdır.
Auschwitz-Birkenau Devlet Müzesi'ni ziyaret etmek, diğer turistik destinasyonlardan farklı kurallar ve bir yaklaşım gerektirir. Öncelikle, Nisan-Ekim ayları arasındaki yoğun dönemde ve hafta sonlarında, bireysel ziyaretçilerin kamp alanına girişi yalnızca online rezervasyon yoluyla mümkündür. Müzenin resmiwebsitesinden, istenilen tarih ve saat için ücretsiz giriş biletinizi almanız şarttır. Rehberli grup turuna katılmak isteyenler ise, müze tarafından düzenlenen turlardan birine ücret karşılığında kayıt yaptırmalıdır. Rehberli tur, yaklaşık 3.5 saat sürer ve tarihsel bağlamın derinlemesine anlaşılması için son derece değerlidir.
Ziyaret için fiziksel ve duygusal olarak hazırlıklı olmak önemlidir. Auschwitz I ve Auschwitz II-Birkenau olmak üzere iki ana kamp birbirine 3.5 km uzaklıktadır ve aralarında müzenin ücretsiz servis otobüsleri çalışır. Bu nedenle rahat yürüyüş ayakkabıları giyilmelidir. Kamp içinde, barakalar ve sergi alanları dışında yemek yemek, sigara içmek veya yüksek sesle konuşmak kesinlikle yasaktır. Ziyaretçilerden, burayı bir anma mekânı olarak görmeleri ve sessiz, saygılı bir tavır sergilemeleri beklenir. Fotoğraf çekmek genellikle izinlidir, ancak iç mekânlarda flaş kullanılmamalı ve özellikle "Ölüm Duvarı" gibi belirli anıt önlerinde selfie çekmek gibi davranışlardan şiddetle kaçınılmalıdır.
Auschwitz I, kamp kompleksinin idari merkezi olarak 1940 yılında eski bir Polonya askeri kışlasında kuruldu. Girişte, demir raylardan yapılmış ünlü ve tüyler ürpertici kapı üzerinde, Almanca "Arbeit MachtFrei" ("Çalışmak Özgürleştirir") yazısı bulunur. Bu aldatıcı slogan, mahkûmlara bir çalışma kampına geldikleri izlenimini vermek için kullanılmıştır. Kampın içinde, tuğla barakaların arasında dolaşırken, Nazi rejiminin soykırım mekanizmasının ilk aşamalarını gözlemleyebilirsiniz. Bu barakaların bir kısmı, ulusal sergilere dönüştürülmüştür. Örneğin, Blok 4'te Holokost'un ölçeğini gösteren haritalar ve istatistikler, Blok 5'te Nazilerin yağmaladığı kişisel eşyaların (gözlükler, protez uzuvlar, çantalar) sergilendiği yürek burkan odalar bulunur.
En çarpıcı bölümlerden biri ise, Blok 11 olarak bilinen "Ölüm Bloku"dur. Burası, kampın ceza bloku ve mahkeme binasıydı. Binanın bodrum katında, ayakta bile zor durulabilen, havasız hücreler ve bir açlık hücresi bulunur. Blok 11'in avlusu, kamp yönetiminin binlerce mahkûmu kurşuna dizdiği, "Ölüm Duvarı" olarak bilinen yerdir. Günümüzde bir anma noktasıdır ve ziyaretçiler genellikle burada sessizce saygı duruşunda bulunur veya mum bırakır. Ayrıca, AuschwitzI'deki ilk gaz odası ve krematoryum da görülebilir. Bu bina, daha sonra Birkenau'da inşa edilen endüstriyel ölçekteki tesislerin bir prototipi niteliğindedir.

Auschwitz II-Birkenau, 1941'de kurulan ve kamp sisteminin esas imha merkezidir. AuschwitzI'den çok daha büyük olan bu alana, ikonik ana giriş kapısından ve üzerindeki gözetleme kulesinden girilir. Bu kapıdan, mahkûmları taşıyan tren rayları doğrudan kampın içine kadar uzanır. Birkenau'nun uçsuz bucaksız görüntüsü (yaklaşık 175 hektar), Nazi zulmünün endüstriyel ölçeğini ilk bakışta anlamaya yardımcı olur. Burada, çoğunluğu ahşaptan yapılmış 300'den fazla barakanın kalıntıları veya izleri bulunur. Bu barakalar, aslen at ahırı olarak tasarlanmıştı ve her biri yüzlerce mahkûmu içeriyordu; hijyen, ısınma ve gıda koşulları insanlık dışıydı.
Kampın en uzak köşesinde, Nazilerin 1944'te Sovyet Kızıl Ordusu'nun gelişi öncesinde tahrip ettiği, ancak kalıntıları hâlâ görülebilen gaz odası ve krematoryum II ve III'ün yıkıntıları yer alır. Bu devasa yapılar, Holokost'un merkezindeki endüstriyel katliamın somut kanıtıdır. "Seçim Rampası" olarak adlandırıran platformda, yeni gelen mahkûmlar, çalışmaya uygun görülenler ile doğrudan gaz odalarına gönderilecekler (çoğunlukla yaşlılar, çocuklar, hastalar) arasında anında ayrılıyordu. Bu rampa ve onu çevreleyen sessiz, geniş arazi, ziyaretin duygusal açıdan en yoğun yaşandığı yerlerden biridir. Birkenau'da, uluslararası anıtların yanı sıra, gaz odası kalıntılarının önündeki anma taşı da bulunur.
Auschwitz Müzesi'ndeki sergilerin en dokunaklı yanı, kurbanların kişisel eşyalarından oluşan koleksiyonlardır. Bu eşyalar, soykırımın istatistiksel bir rakam değil, tek tek hayatlardan oluşan bir trajedi olduğunu hatırlatır. Mahkûmların varışta "emanet" olarak bıraktıkları ve bir daha asla geri alamadıkları bu nesneler, Naziler tarafından yağmalanmış ve savaşın sonuna doğru barakalarda bırakılmıştır. Sergilenenler, bulunanların sadece küçük bir kısmıdır. "Kanıt Olarak Saç" sergisi, kesilip saklanmış binlerce kurban saçından örnekleri gösterir. Bu saçlar, tekstil endüstrisinde kullanılmak üzere toplanmıştı.
Diğer barakalarda, on binlerce ayakkabı (özellikle çocuk ayakkabıları), valizler (üzerlerinde sahiplerinin isim ve adresleri yazılı), mutfak eşyaları, fırçalar ve gözlükler sergilenmektedir. Her bir nesne, bir zamanlar onu kullanan, bir hayatı ve bir aileyi temsil eder. Bu koleksiyonlar, ziyaretçiyi, burada öldürülen insanların gündelik yaşamlarının, umutlarının ve kimliklerinin olduğu gerçeğiyle yüzleştirir. Sergiler, sadece acıyı değil, aynı zamanda insanlığın bu acıya nasıl sebep olabildiğinin ve bunu unutmamanın ne kadar hayati olduğunun kanıtıdır.
Auschwitz sadece ölüm değil, aynı zamanda mahkûmların olağanüstü koşullarda hayatta kalma mücadelesinin ve insanlıklarını koruma çabalarının mekânıydı. Bloklar arasında dolaşırken, mahkûmların kaldığı üç katlı ranzaları görebilirsiniz. Aşırı kalabalık, açlık, hastalıklar ve bitler gündelik hayatın parçasıydı. Mahkûmlar, inşaat, fabrika işleri veya kampın altyapısını genişletmek için köle işçi olarak çalıştırılıyordu. "Kanada" olarak adlandırılan depolama barakalarında, yağmalanan eşyaları sınıflandırmakla görevli mahkûmlar çalışırdı; bu isim, onlar için bolluk ve kurtuluş ülkesi Kanada'ya atıfta bulunuyordu.
Buna rağmen, kampta bir direniş hareketi de vardı. Mahkûmlar, kaçış girişimlerinde bulundu, gizlice dua etti, günlük tuttu ve hatta küçük sanat eserleri yarattı. En önemli direniş eylemlerinden biri, Sonderkommando (Özel Tim) üyesi Yahudi mahkûmların, 7 Ekim 1944'te Birkenau'daki Krematoryum IV'ü kısmen havaya uçurdukları ayaklanmadır. Ayrıca, bazı mahkûmlar, Nazilerin suçlarını belgelemek için kamera bulup fotoğraf çekmeyi bile başardı. Bu küçük ama anlamlı direniş eylemleri, umudun ve insan ruhunun dayanıklılığının sembolleridir ve kamp tarihinin önemli bir parçasını oluşturur.

Auschwitz-Birkenau, dünyanın dört bir yanından gelen insanlar için önemli bir anma mekânıdır. Özellikle Birkenau kampının sonunda, gaz odası kalıntılarının hemen arkasında, farklı dillerde yazılmış bir anma taşı bulunur. Bu taş, "Bu yer, Nazilerin bir buçuk milyon erkek, kadın ve çocuğu, çoğunlukla Avrupa'daki Yahudileri öldürdüğü bir imha kampıdır. Onların hatırasına saygı için" yazısını taşır. Ayrıca, kamptan kurtulanların ve dünya liderlerinin katıldığı yıllık anma törenlerinin yapıldığı bir alan da mevcuttur.
AuschwitzI'deki Ölüm Duvarı önünde ve Birkenau'da, ziyaretçiler genellikle mum yakarak veya çiçek bırakarak saygılarını sunarlar. Müze ayrıca, Holokost kurbanlarını anmak için düzenlenen uluslararası etkinliklere, eğitim programlarına ve gençlik değişimlerine ev sahipliği yapar. Bu anma faaliyetlerinin amacı, sadece geçmişte olanları hatırlamak değil, aynı zamanda gelecek nesillere hoşgörü, insan hakları ve demokrasinin değerini öğretmektir. Ziyaret, bu evrensel mesajları düşünmek için bir fırsat sunar.
27 Ocak 1945 tarihi, Auschwitz tarihinde kilit bir dönüm noktasıdır. O gün, Sovyet Kızıl Ordusu'nun 322. Piyade Tümeni askerleri, kampın kapılarına ulaştı ve içeride kalan yaklaşık 7,000 hasta ve tükenmiş mahkûmu özgürlüğüne kavuşturdu. Naziler, Sovyet ilerleyişi öncesinde, Ocak 1945'te on binlerce mahkûmu batıya doğru ölüm yürüyüşlerine zorlayarak kampı tahliye etmeye başlamıştı. Bu yürüyüşlerde binlerce kişi soğuk, açlık veya muhafızların kurşunları nedeniyle hayatını kaybetti.
Kurtulanlar, fiziksel ve psikolojik olarak derin yaralarla ayrıldılar. Hayatta kalmak, uzun ve zorlu bir rehabilitasyon süreci anlamına geliyordu. Birçoğu, ailelerini ve topluluklarını kaybetmişti. 27 Ocak günü, 2005 yılında Birleşmiş Milletler tarafından Uluslararası Holokost Kurbanlarını Anma Günü ilan edilmiştir. Auschwitz'in kurtuluşu, Nazi terörünün sona ermesinin sembolü olsa da, kamptan sağ çıkanlar için mücadele bitmemişti; travma ve kayıp, hayatlarının geri kalanında onlarla birlikte yaşadı.
Auschwitz-Birkenau'yu ziyaret etmek, çoğu insan için derin ve kalıcı bir psikolojik etki bırakır. Öfke, üzüntü, şok, inkâr ve derin bir hüzün gibi bir dizi yoğun duyguya yol açabilir. Bu duygular tamamen normaldir ve tarihsel gerçeklikle yüzleşmenin bir parçasıdır. Ziyaret sırasında kendinize zaman tanıyın, acele etmeyin ve gördüklerinizi sindirmek için duraklayın. Müzenin eğitim merkezlerinin hazırladığı materyalleri okumak veya bir rehberle konuşmak, hissettiklerinizi anlamlandırmanıza yardımcı olabilir.
Ziyaret sonrasında, bu deneyimi paylaşmak ve işlemek önemlidir. Kraków'a döndüğünüzde, daha hafif bir atmosfere sahip bir mekânda (örneğin bir parkta) zaman geçirmek veya Kazimierz (Yahudi Mahallesi) gibi bir bölgede Yahudi kültürünün canlı mirasını görmek faydalı olabilir. Auschwitz'den alınan dersler ışığında, günümüzdeki ayrımcılık, nefret söylemi ve insan hakları ihlallerine karşı duyarlı olmak, bu ziyaretin en anlamlı sonucu olacaktır. Unutmamak ve başkalarını da bilgilendirmek, kurbanların anısını yaşatmanın bir yoludur.

Auschwitz kompleksi, ana iki kampın yanı sıra, yaklaşık 45 adet alt kamp (Aussenlager) içeriyordu. Bunların en büyüğü, Auschwitz III-Monowitz (veya Buna) idi. Bu kamp, özellikle Alman kimya şirketi IG Farben'in sentetik kauçuk ve yakıt fabrikasında çalıştırılmak üzere köle işçi sağlamak amacıyla kurulmuştu. Monowitz, diğer kamplardan farklı olarak, doğrudan bir sanayi tesisine bağlıydı ve mahkûmların "üretken" olmaması halinde Auschwitz-Birkenau'yageri gönderilip öldürülme tehlikesi vardı. Günümüzde Monowitz alanı, özel mülkiyette olduğu için halka açık değildir, ancak tarihsel önemi büyüktür.
Diğer alt kamplar, çiftlikler, madencilik işletmeleri ve diğer fabrikalarda zorunlu çalıştırma için kurulmuştu. Bu geniş ağ, Nazilerin köle işgücü ekonomisini nasıl tüm bölgeye yaydığını gösterir. Auschwitz'in sadece bir "kamp" değil, devasa bir "kamp imparatorluğu" olduğunu anlamak, suçun boyutunu ve yerel ekonomik yapıların bu sisteme nasıl entegre edildiğini kavramak açısından önemlidir. Müzede, bu alt kampların haritaları ve tarihleri hakkında bilgi edinmek mümkündür.
Auschwitz-Birkenau Devlet Müzesi, 1947'de kuruldu ve o günden beri koruma, anma ve eğitim misyonunu sürdürüyor. Müzenin birincil amacı, Holokost'un somut kanıtlarını korumak ve gelecek nesillere aktarmaktır. Bu, binaların, kalıntıların ve kişisel eşyaların restorasyonu ve konservasyonu gibi zorlu teknik çalışmaları içerir. Aynı zamanda, kapsamlı bir arşiv ve kütüphane işletir, tarihsel araştırmalar yapar ve belgeleri dijitalleştirir.
Müzenin en önemli işlevlerinden biri eğitimdir. Dünyanın dört bir yanından gelen öğretmenler ve öğrenciler için seminerler, atölye çalışmaları ve uluslararası gençlik buluşmaları düzenler. Bu programların odak noktası, tarihi gerçekleri öğretmenin yanı sıra, önyargı, antisemitizm ve aşırıcılıkla mücadele etmek, insan hakları ve demokratik değerleri güçlendirmektir. Müze, geçmişin trajedisinden, gelecek için evrensel bir uyarı ve ders çıkarma çabasının merkezidir. Ziyaretiniz, bu sürekli eğitim çabasına bir katkı ve kişisel bir bağlılık olarak görülebilir.
Auschwitz-Birkenau, insanlığın neler yapabileceğinin en acı hatırlatıcısı ve aynı zamanda unutmama, direniş ve umut derslerinin kaynağıdır. Bu derin ve zorunlu yüzleşme mekânına saygılı bir ziyaret için, ulaşımınızın da bu ciddiyete uygun olması gerekir. Polonya turları içinde tarihle iç içe olacağınız gezi rotaları sizi bekliyor.
Avrupa Rüyası, bu anlamlı ve duygusal yolculukta, Kraków'danAuschwitz'e düzenli ve konforlu ulaşım seçenekleriyle, ihtiyaç duyulan hassasiyeti gösteren bir partnerdir. Tarihe saygıyla yol almak ve bu evrensel dersleri bizzat deneyimlemek için, bizimle güvenle yola çıkın. Bu hatırlama yolculuğu, tarihte saygıyla rol almanızı sağlarken hayatınızda derin bir iz bırakacaktır.
4060+ kez okundu.Yeni turlar, özel fırsatlar ve ilham verici seyahat içerikleri için e-posta listemize katıl!
gezisi gerçekleştirdik.
gezgin ile Avrupa’yı keşfettik.
KM yol katettik.
4.8 değerlendirme
Avrupa Rüyası ile ekonomik bir şekilde tek seferde birçok ülkeyi keşfedin! Ekstra tur ücreti yok, tüm geziler fiyata dahil. Profesyonel kokartlı rehberler, konforlu oteller ve benzersiz rotalar ile Avrupa’yı en keyifli şekilde yaşayın.
Tur sayfasındaki “Başvuru Yap” formunu doldurun ve seyahat sözleşmesini onaylayın. İlk taksiti ödediğinizde kaydınız tamamlanır ve Avrupa Rüyası’yla yolculuğunuz başlar!
Hayır, ödemezsiniz. Avrupa Rüyası’nda tek başına katıldığınızda 1000 Euro’ya varan single farkı uygulanmaz. Sizi, mesleğinize ve yaşınıza uygun bir katılımcı ile eşleştiririz; böylece ek ücret ödemeden konforlu bir şekilde seyahat edebilirsiniz.
Hayır, ödemezsiniz. Avrupa Rüyası, “tüm ekstra turlar dahil” anlayışıyla hareket eder ve sizden hiçbir ekstra tur ücreti talep etmez. Turlarımızdaki tüm ekstra geziler katılımcılarımıza hediye olarak dahildir.
Avrupa Rüyası, herkesin Avrupa’yı keşfedebilmesi için ekonomik turlar sunar. Tüm rotalarımız, katılımcıların en uygun maliyetle en fazla deneyimi yaşaması hedefiyle hazırlanır. Tur ücretleri; toplam tur süresi, konaklama sayısı, gezilen şehirler ve sezona göre değişiklik gösterebilir. Kısacası, Avrupa Rüyası ile en uygun fiyatla Avrupa’yı gezmek mümkün!
Hayır, gerekmiyor. Avrupa Rüyası turlarında yabancı dil bilme şartı yoktur. Tur boyunca yabancı dil bilen profesyonel kokartlı rehberlerimiz size her şehirde eşlik eder ve ihtiyaç duyduğunuzda yardımcı olur. Günlük ifadeleri bilmeniz gezinizde kolaylık sağlar, ancak bilmeseniz de hiç sorun değil rehberlerimiz her adımda yanınızda!
Avrupa Rüyası turlarındaki tüm zaman planlamaları, uzman operasyon birimimiz tarafından önceden test edilip en verimli şekilde hazırlanmıştır. Her şehirde geçirilen süre; şehrin büyüklüğü, popülerliği ve görülmesi gereken yerlerin yoğunluğuna göre belirlenir. Böylece zamanınızı en iyi şekilde değerlendirir, her sabah yeni bir şehirde uyanmanın keyfini yaşarsınız.
Kesinlikle hayır! Avrupa Rüyası turları sıcak ve samimi bir aile ortamında gerçekleşir. Tek başına katılsanız bile kısa sürede yeni arkadaşlıklar kurar, birlikte keşfetmenin keyfini yaşarsınız. Ayrıca size yaşınıza ve profilinize uygun bir oda ve koltuk arkadaşı eşleştirilir. Yani bu yolculukta asla yalnız kalmazsınız!
Avrupa Rüyası turlarında şehirleri profesyonel kokartlı rehberlerimizle gezersiniz. Her şehre varmadan önce otobüste bilgilendirme yapılır, ardından rehber eşliğinde şehir turu gerçekleştirilir. Tarihi yerleri gezer, rehberimizden öneriler alır ve sonrasında verilen serbest zamanda şehri kendi temponuzda deneyimleyebilirsiniz.
Avrupa Rüyası turlarında her katılımcı 1 orta boy valiz ve 1 sırt çantası getirebilir. Otobüslerde bagaj alanı sınırlı olduğu için büyük boy valizler kabul edilmez. Uçaklı turlarda valiz kilo sınırı, tur öncesinde yol danışmanları tarafından paylaşılır. Tur öncesi size gönderilecek “Bilin İstedik” listesinde, valizinizde bulunması gereken eşyalar detaylı olarak yer alır. Gündüz otobüste ihtiyaç duyabileceğiniz eşyaları sırt çantanıza almayı unutmayın.
Avrupa Rüyası turlarında ekstra tur ücreti alınmaz, bu nedenle harcamalar tamamen kişisel tercihlere bağlıdır. Yemek, alışveriş ve kişisel ihtiyaçlar için 1 haftalık turlarda ortalama 600–700 Euro, 10 günlük turlarda ise 1000 Euro civarı cep harçlığı yeterlidir. Tur öncesinde yol danışmanlarımız size, yanınıza almanız gerekenleri içeren “Bilin İstedik” listesini iletecektir. Yurtdışında nakit Euro veya uluslararası geçerli kredi kartlarıyla da harcama yapabilirsiniz.
Güvenli, 3D destekli online ödeme sistemi
Bütçene uygun ödeme planı ile hayalindeki tura çık.
Seyahat öncesi ve sırasında bize dilediğiniz an ulaşabilirsiniz.
Vize süreci, valiz listesi, önemli ipuçları ve daha fazlası.
Bugüne kadar 19.000’den fazla gezginle Avrupa’yı keşfettik.
Planlar değişebilir, biz daima buradayız.