85 ülke, 220 şehir
gezisi gerçekleştirdik.
2000 yıl önce bir su tanrıçasının koruduğuna inanılan sıcak bir kaynağın üzerine kurulmuş bir şehir hayal edin. Romalılar buraya "Aquae Sulis" demiş, yani Sulis'in Suları. Bugün hâlâ o suların buharı tütüyor, hâlâ o taşların üzerinden geçiyorsunuz ve hâlâ Jane Austen'ın yüzyıl önce kaleme aldığı sahnelerin içinde yürüyormuş gibi hissediyorsunuz kendinizi. İşin garibi, Bath'ı ilk duyduğumda aklıma "küçük, sakin bir İngiliz kasabası" gelmişti. Oysa şehri gezdikten sonra anladım ki burası, Londra'nın gölgesinde kalmayı asla hak etmeyen, kendi başına bir efsane. UNESCO'nun Dünya Mirası Listesi'ne aldığı bu şehir, hem 2000 yıllık bir Roma sırrını hem de İngiliz edebiyatının en romantik köşesini aynı sokaklarda saklıyor. Peki bu kadar çok şeyi tek bir şehre nasıl sığdırdılar? Cevabı bulmak için okumaya devam edin.
Bath, İngiltere'nin güneybatısında, Avon Nehri vadisinde, Somerset bölgesinde yer alıyor. Şehir, Londra'nın yaklaşık 156 kilometre batısında konumlanmış durumda; Bristol'a ise sadece 18 kilometre uzaklıkta, yani neredeyse komşu sayılırlar.
En pratik yol tren. Paddington İstasyonu'ndan kalkan trenler yaklaşık 1 saat 20 dakikada Bath Spa İstasyonu'na ulaşıyor. Erken bilet alırsanız fiyatlar oldukça makul kalabiliyor, son dakika alımlarında ise fiyat hızla yükseliyor. Bu yüzden tarihiniz netleştiği an bilet almanızı tavsiye ediyoruz. Şehir içinde ise bisiklet, otobüs, araç kiralama ve taksi gibi seçenekler mevcut; ama açıkçası Bath o kadar kompakt ki çoğu yeri yürüyerek gezmek en keyiflisi.
Bireysel planlama yapmak istemeyenler için bir başka seçenek de organize turlar.
Şehrin kalbi, adını da veren o ünlü Roman Baths yani Roma Hamamları. Tarihte "Aquae Sulis" yani Sulis'in Suları olarak anılan ve su tanrıçası Sulis Minerva tarafından korunduğuna inanılan bu antik yapı, MS 70 civarında inşa edilmiş. Hâlâ buhar tüten sıcak su havuzlarının yanı sıra Romalı hükümdarların heykellerini, Gorgon figürünü ve döneme ait pek çok tarihi eseri burada görebiliyorsunuz. Müze bölümünde sesli rehber oldukça sürükleyici anlatılmış, zamanda yolculuğa çıkmış gibi hissediyorsunuz.
Hemen yanı başında Bath Abbey yükseliyor. Gotik mimarisiyle şehrin siluetine hakim bu kilise, aynı zamanda şehrin tarihine dair en doğru bilgilerin adresi. İçindeki vitray pencereler özellikle öğleden sonra ışığı harika yansıtıyor.
Şehrin en Instagram'lık köşesi ise şüphesiz Pulteney Bridge. Üzerinde dükkânların sıralandığı bu köprü, dünyada bu özelliğe sahip sadece dört köprüden biri. Hemen altındaki nehir kenarında oturup manzarayı izlemek bile başlı başına keyifli bir mola.
Georgian mimarisinin en gösterişli örneği ise 1775 yılına uzanan Royal Crescent. Yarım ay şeklinde dizilmiş bu evler, dönemin zengin ve soylu kesiminin yaşam alanıydı, bugün ise bir kısmı müze olarak ziyarete açık. Önündeki geniş çimenlikte piknik yapmak, yerel halkın da sevdiği bir alışkanlık.

Bath'a en iyi gezi zamanı konusunda genel kanı yaz ayları yönünde. Çünkü bu dönemde müzik festivallerinden edebiyat festivallerine, kitap fuarlarına kadar şehir adeta renkli bir etkinlik takvimine bürünüyor. Ilıman okyanusal iklimin hâkim olduğu Bath'ta yıl boyunca yağış görülebiliyor, ama yazları güneşli günler oldukça sık. Her mevsimin kendine göre avantajları ve dezavantajları olduğunu söylemek gerekiyor; hangi ayı seçerseniz seçin, o dönemin ruhuna göre hazırlık yapmak seyahatinizi çok daha keyifli kılıyor.
Sıcaklıklar genellikle 20°C civarında seyretmektedir. Valizinize hafif kıyafetlerin yanına mutlaka ince bir yağmurluk veya rüzgarlık ekleyin. Bu dönem festival takviminin en dolu olduğu zaman dilimi, dolayısıyla otel fiyatları ve uçak biletleri de yılın en yüksek seviyelerine çıkıyor. Erken rezervasyon yapmak burada gerçekten fark yaratıyor.
Bath'ı ziyaret etmek için belki de en dengeli dönem burası. Hava ne çok soğuk ne de bunaltıcı sıcak, kalabalık yaz aylarına göre daha az. Katmanlı giyinmek (hafif kazak + yağmur önleyici bir dış giyim) idealı, çünkü sabah ile öğle arası sıcaklık farkı hissedilir olabiliyor. Bu aylarda uçak ve otel fiyatları yaz sezonuna göre daha uygun seyrediyor, üstelik Roman Baths gibi popüler noktalarda kuyruklar da kısalıyor.
Şehir bu dönemde çok daha sakin ve sanki size özel kalıyor. Sıcaklıklar 5-10°C bandında, bazen daha da düşebiliyor; kalın mont, atkı, bere gibi kış ekipmanları şart. Kasım ayında kurulan Bath Christmas Market ile şehir ayrı bir büyüye bürünüyor, ışıklandırılmış sokaklar ve sıcak şarap kokusu eşliğinde bambaşka bir Bath deneyimi yaşanıyor. Kış sezonunda hem uçak biletleri hem de konaklama fiyatları yıl içindeki en avantajlı seviyelere iniyor; bütçe dostu bir seyahat planlıyorsanız bu dönem gözden kaçırılmamalı.
Eğer tüm bu mevsimsel planlamayla, uçak biletiyle ve konaklamayla kendiniz uğraşmak istemiyorsanız, organize bir tur bu derdi ortadan kaldırıyor. Örneğin Avrupa Rüyası'nın Büyük Britanya Turu'nda uçak bileti, otel ve rota tamamen paket içinde geliyor; siz sadece valizinizi hazırlamakla ilgileniyorsunuz.
Bu, en çok merak edilen sorulardan biri ve cevap gerçekten kişiye göre değişiyor. Bath bir günde gezilir mi diye soracak olursanız, evet, sıkı bir programla mümkün. Ama Bath'ın gerçek büyüsünü hissetmek için biraz daha zaman ayırmanızı öneriyoruz. Çünkü bu şehir aceleye getirilince sadece "gezilmiş" oluyor, deneyimlenmiş olmuyor.
Süreyi belirlerken bütçenizi de göz önünde bulundurun: her ekstra gün demek bir gece daha konaklama, bir gün daha yemek masrafı demek. Kendi başınıza planlama yaparken bu hesaplamalar zaman alabiliyor; organize turlarda ise (örneğin Avrupa Rüyası'nın Büyük Britanya Turu'nda olduğu gibi) Bath'a ayrılan süre ve bütçe zaten optimize edilmiş oluyor, siz sadece deneyimin tadını çıkarmakla ilgileniyorsunuz.
Roman Baths'a giriş ücretli ve mevsime göre değişkenlik gösteriyor; yaz aylarında fiyatlar biraz daha yüksek oluyor. Online bilet almak hem sırada beklemenizi önlüyor hem de genelde gişe fiyatına göre daha avantajlı çıkıyor. Bath Abbey'e giriş de bağış esaslı bir sistemle işliyor. Şehirdeki pek çok yeri gezmeyi planlıyorsanız, birleşik biletler veya Bath şehir kartı gibi seçenekleri önceden araştırmakta fayda var.
Konaklama konusunda otel, hostel ve bed & breakfast tarzı seçenekler şehir merkezinde bir arada. Termal sulara erişimi olan lüks otellerden, tarihi binalarda düzenlenmiş butik konaklama seçeneklerine kadar geniş bir yelpaze mevcut. Organize bir tur tercih edenler için ise bu konuda hiç kafa yormaya gerek kalmıyor; örneğin Avrupa Rüyası'nın turlarında konaklama ve rota tamamen planlanmış oluyor.
Bath'a gidip de Sally Lunn buns denemeden dönmek olmaz. Şehrin en eski binalarından birinde, Sally Lunn's Historic Eating House'ta yıllardır aynı tarifle pişirilen bu tatlı ekmek hem tarihi hem lezzetli bir deneyim sunuyor. Deniz ürünleri sevenler için The Scallop Shell iyi bir adres. Genel olarak İngiliz mutfağının klasikleri de şehirde bolca karşınıza çıkacak: fish&chips, İngiliz kahvaltısı, Yorkshire puding, elmalı turta gibi lezzetler restoran menülerinin vazgeçilmezi.
Bath'a gelmişken gerçek bir afternoon tea (beş çayı) deneyimi yaşamadan dönmek de olmaz. İnce porselenlerde servis edilen demli çay eşliğinde mini sandviçler, çörekler ve kaymaklı reçelli scone'lar masayı süslüyor; özellikle Pump Room Restaurant bu deneyim için zarif ve tarihi bir ortam sunuyor.

İlk kez gidecekseniz merak etmeyin, Bath ulaşım açısından oldukça kolay bir şehir. İşte bilmeniz gereken her şey:
İyi haber şu ki Bath, yürüyerek gezilebilecek kadar kompakt bir şehir. Roman Baths, Bath Abbey, Pulteney Bridge ve Royal Crescent gibi ana tarihi noktaların çoğu birbirine 10-15 dakikalık yürüme mesafesinde. Şehir merkezi zaten araç trafiğine büyük ölçüde kapalı olduğu için, valizinizi otele bıraktıktan sonra bir daha araca ihtiyaç duymadan tüm günü rahatlıkla gezebilirsiniz.
Tepelik bölgeleri (özellikle Royal Crescent ve The Circus çevresi hafif yokuşlu) yorulmadan gezmek isteyenler için şehir turu otobüsleri iyi bir alternatif. Biletinizi genellikle şehir merkezindeki durak noktalarından veya online olarak alabiliyorsunuz; günlük bilet aldığınızda istediğiniz durakta inip binebiliyorsunuz. Sesli anlatım eşliğinde şehrin hikayesini dinlemek de cabası.
Şehir içi ve çevre bölgelere ulaşım için First Bus gibi yerel otobüs şirketleri hizmet veriyor. Tek biletler, günlük veya haftalık paketler mevcut; biletinizi şoförden nakit veya kartla alabilir, ya da önceden mobil uygulama üzerinden temin edebilirsiniz. Temassız kredi kartıyla ödeme İngiltere'de oldukça yaygın, bu yüzden yanınızda bozuk para taşımanıza gerek kalmıyor.
Bath, bisiklet dostu bir şehir; şehir merkezinde ve çevresinde bisiklet kiralama noktaları bulunuyor. Özellikle Avon Nehri kıyısındaki bisiklet yolları hem manzaralı hem de keyifli bir alternatif sunuyor.
Gece geç saatte otele dönmek ya da bagajlı seyahat etmek durumunda kalırsanız taksi rahat bir seçenek; şehir merkezinde taksi durakları mevcut, ayrıca Uber gibi uygulamalar da çalışıyor. Cotswolds veya Stonehenge gibi çevre bölgelere kendi başınıza gitmeyi planlıyorsanız araç kiralamak mantıklı olabilir, ancak İngiltere'de trafiğin soldan aktığını unutmayın — ilk kez soldan kullanacaksanız biraz alışma süresi gerekebilir.
Şehrin ana tren istasyonu tam merkezde, yani Londra'dan veya Bristol'dan trenle geldiğinizde indiğiniz an zaten yürüme mesafesindeki otelinize veya ilk durağınıza ulaşabilirsiniz. Bu da Bath'ı özellikle toplu taşımayla seyahat edenler için pratik kılan bir detay.
Kısacası, Bath'ta ulaşım konusunda kafa yormanıza neredeyse hiç gerek yok. Şehir kendi ölçeğinde, yürüyüşe ve keşfetmeye davet eden bir yapıda kurulmuş. Eğer tüm bu bilet ve güzergah planlamasıyla uğraşmak istemiyorsanız, organize turlarda (Avrupa Rüyası'nın Büyük Britanya Turu gibi) şehirlerarası ve şehir içi ulaşım zaten lüks otobüslerle ve rehber eşliğinde sağlanıyor.
Jane Austen Bath ilişkisi, şehri ziyaret eden pek çok kişinin ilgisini çekiyor. "Aşk ve Gurur"un yazarı bir dönem burada yaşamış, "Northanger Abbey" ve "Persuasion" romanlarının bazı sahneleri doğrudan Bath'ta geçiyor. Charles Dickens'ın da eserlerinde ve kişisel hayatında Bath'ın önemli bir yeri var. Jane Austen Centre'da dönem kostümleri giyip fotoğraf çektirebilir, yazarın hayatına dair ilginç detaylar öğrenebilirsiniz. Her yıl eylül ayında düzenlenen Jane Austen Festivali'nde ise şehir adeta Regency dönemine geri dönüyor; tarihi kostümlerle yapılan yürüyüşler şehrin sokaklarını bambaşka bir atmosfere büründürüyor.
Bath sadece gündüzleri değil, akşamları da hareketli. Şehrin pub ve bar kültürü oldukça canlı; kokteyl severler için Sub 13, dans etmeyi sevenler için Second Bridge ve Moles, karaoke keyfi için ise Opium gibi mekânlar öne çıkıyor. Sakin bir akşam geçirmek isteyenler için ise tarihi pub'larda bir bira eşliğinde sohbet etmek de Bath deneyiminin bir parçası.
Yaz ayları Bath'ın festival takviminin en yoğun olduğu dönem. Iford Sanat Festivali, Jane Austen Festivali, Bath Yemek Festivali, Bath Mozartfest, Bath Film Festivali, Bath Edebiyat Festivali ve Bath Komedi Festivali gibi etkinlikler şehri yıl boyunca canlı tutuyor. Mayıs ayındaki Bath Festival ise müzik, edebiyat ve tiyatroyu bir araya getiren en kapsamlı organizasyonlardan biri.

Bath'ı ziyaret edenlerin büyük kısmı, buraya sadece şehri gezmek için değil, aynı zamanda Stonehenge ve Cotswolds'a günübirlik gezi yapmak için de geliyor. M.Ö. 3000'lere tarihlenen ve hâlâ tam olarak nasıl inşa edildiği çözülemeyen Stonehenge, Bath'a araçla yaklaşık 1 saat mesafede; UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan bu gizemli taş çemberi yakından görmek gerçekten unutulmaz bir deneyim. Bireysel gidecekler için Londra'dan trenle Salisbury'ye, oradan kısa bir otobüs yolculuğuyla bölgeye ulaşmak mümkün. Yaz aylarında erken saatte gitmek kalabalığı azaltıyor, gün doğumu ya da batımında ise yapı bambaşka bir atmosfer sunuyor.
Cotswolds bölgesi ise bal rengi taş evleri, çiçekli bahçeleri ve huzurlu doğasıyla İngiltere'nin en fotojenik köşelerinden biri. William Morris'in "İngiltere'nin en güzel köyü" dediği Bibury, ülkenin en çok fotoğraflanan sokaklarından Arlington Row'a ev sahipliği yapıyor. "Cotswolds'un Venedik'i" olarak bilinen Bourton-on-the-Water küçük köprüleri ve nehir kenarındaki kafeleriyle öne çıkarken, Castle Combe ise film setlerini andıran masalsı görünümüyle dikkat çekiyor. Bu köylerde doğa yürüyüşü yapmak, antikacıları gezmek ve butik çay salonlarında bir "cream tea" molası vermek en sevilen aktiviteler arasında.
Şehrin ana alışveriş caddesi olan Milsom Street'te hem büyük markaları hem de butik dükkânları bulabilirsiniz. Southgate Shopping Centre daha modern bir alışveriş deneyimi sunarken, The Roman Bath Shop ve Jacks of Bath gibi yerler hediyelik eşya almak isteyenler için ideal. Futbol tutkunları için Bath Rugby Shop da bir diğer durak.
Evet, tren süresi kısa olduğu için Londra'dan günübirlik gitmek gayet mümkün. Ancak şehri rahat gezmek isteyenler için bir gece konaklama daha keyifli bir deneyim sunuyor.
Turistik bölgelerde çalışan personel genellikle yabancı ziyaretçilere alışkın, temel İngilizce ile iletişim kurmak yeterli oluyor. Organize turlarda ise zaten Türkçe rehberlik hizmeti alabiliyorsunuz.
Kesinlikle. Şehir merkezi kompakt, yürüyüş rotaları rahat ve çocukların ilgisini çekebilecek etkileşimli müze bölümleri mevcut.
Evet, Türk vatandaşlarının İngiltere'ye seyahat edebilmesi için pasaport türünden bağımsız olarak İngiltere turistik vizesi (Visitor Visa) alması gerekiyor. İngiltere Schengen bölgesine dahil olmadığı için hiçbir Türk pasaport türü vize muafiyetinden yararlanamıyor.
Bath, kısacık bir ziyarette bile insana "keşke daha uzun kalsaydım" dedirten şehirlerden. Roma döneminden kalma taşların arasında yürürken, aynı zamanda Jane Austen'ın romanlarındaki sahnelerin içinde hissediyorsunuz kendinizi. İngiltere gezinizde Londra'nın dışına çıkıp biraz tarih, biraz zarafet, biraz da huzur arıyorsanız, Bath tam size göre.

Bath, kısacık bir ziyarette bile insana "keşke daha uzun kalsaydım" dedirten şehirlerden. Roma döneminden kalma taşların arasında yürürken, aynı zamanda Jane Austen'ın romanlarındaki sahnelerin içinde hissediyorsunuz kendinizi. İngiltere gezinizde Londra'nın dışına çıkıp biraz tarih, biraz zarafet, biraz da huzur arıyorsanız, Bath tam size göre.
Peki Bath'ı gerçekten en iyi şekilde nasıl yaşarsınız? Açıkçası, bu şehri tek başınıza planlamaya çalışmak, koca bir imparatorluğun mirasını tek bir günlük ziyarete sıkıştırmaya benziyor. Oysa Bath'ın asıl büyüsü, onu doğru bir rotanın parçası olarak, acele etmeden keşfetmekte saklı. İşte tam da bu noktada Britanya Rüyası devreye giriyor. Avrupa Rüyası'nın yıllardır aynı titizlikle test edip mükemmelleştirdiği bu rotada Bath, Oxford'un akademik havasından hemen sonra, Galler'in kapılarını aralamadan önce sizi karşılıyor. Yani şehri tam da hak ettiği bağlamda, hikayesinin bir parçası olarak deneyimliyorsunuz.
Üstelik geriye sadece valizinizi hazırlamak kalıyor. Vize sürecinden uçak biletine, otelden şehir içi ulaşıma kadar her detay Avrupa Rüyası'nın deneyimli ekibi tarafından önceden çözülmüş durumda. 11 gün boyunca 5 ülke, 18 şehir; Londra'nın ihtişamından Bath'ın Roma sırlarına, oradan İskoçya'nın vahşi doğasına ve İrlanda'nın renkli sokaklarına uzanan bu yolculukta, tek başınıza katılsanız bile single fark ödemeden, hiçbir ekstra tur ücretiyle karşılaşmadan Britanya adasını baştan sona keşfedebilirsiniz. Peki ya bu hikaye burada bitmeyip Kuzey Avrupa'nın büyülü atmosferine, kuzey ışıklarının dans ettiği topraklara doğru devam etseydi? Avrupa Rüyası Britanya turu, tam olarak bu sorunun cevabını sizin için saklıyor. Bir sonraki hayalinizin rotası belki de orada başlıyordur.
4000+ kez okundu.Yeni turlar, özel fırsatlar ve ilham verici seyahat içerikleri için e-posta listemize katıl!
gezisi gerçekleştirdik.
gezgin ile Avrupa’yı keşfettik.
KM yol katettik.
4.8 değerlendirme
Avrupa Rüyası, herkesin Avrupa’yı keşfedebilmesi için ekonomik turlar sunar. Tüm rotalarımız, katılımcıların en uygun maliyetle en fazla deneyimi yaşaması hedefiyle hazırlanır. Tur ücretleri; toplam tur süresi, konaklama sayısı, gezilen şehirler ve sezona göre değişiklik gösterebilir. Kısacası, Avrupa Rüyası ile en uygun fiyatla Avrupa’yı gezmek mümkün!
Avrupa Rüyası ile ekonomik bir şekilde tek seferde birçok ülkeyi keşfedin! Ekstra tur ücreti yok, tüm geziler fiyata dahil. Profesyonel kokartlı rehberler, konforlu oteller ve benzersiz rotalar ile Avrupa’yı en keyifli şekilde yaşayın.
Tur sayfasındaki “Başvuru Yap” formunu doldurun ve seyahat sözleşmesini onaylayın. İlk taksiti ödediğinizde kaydınız tamamlanır ve Avrupa Rüyası’yla yolculuğunuz başlar!
Hayır, ödemezsiniz. Avrupa Rüyası’nda tek başına katıldığınızda 1000 Euro’ya varan single farkı uygulanmaz. Sizi, mesleğinize ve yaşınıza uygun bir katılımcı ile eşleştiririz; böylece ek ücret ödemeden konforlu bir şekilde seyahat edebilirsiniz.
Avrupa Rüyası turlarındaki tüm zaman planlamaları, uzman operasyon birimimiz tarafından önceden test edilip en verimli şekilde hazırlanmıştır. Her şehirde geçirilen süre; şehrin büyüklüğü, popülerliği ve görülmesi gereken yerlerin yoğunluğuna göre belirlenir. Böylece zamanınızı en iyi şekilde değerlendirir, her sabah yeni bir şehirde uyanmanın keyfini yaşarsınız.
Avrupa Rüyası turlarında her katılımcı 1 orta boy valiz ve 1 sırt çantası getirebilir. Otobüslerde bagaj alanı sınırlı olduğu için büyük boy valizler kabul edilmez. Uçaklı turlarda valiz kilo sınırı, tur öncesinde yol danışmanları tarafından paylaşılır. Tur öncesi size gönderilecek “Bilin İstedik” listesinde, valizinizde bulunması gereken eşyalar detaylı olarak yer alır. Gündüz otobüste ihtiyaç duyabileceğiniz eşyaları sırt çantanıza almayı unutmayın.
Evcil hayvanları bizler de çok seviyoruz… Ama Avrupa Rüyası turlarına kabul edemiyoruz. Turlarımız grup etkinliği olduğu için farklı hassasiyetlere sahip katılımcılar yer almaktadır. Alerji, sağlık durumu ve genel konfor gibi konuları göz önünde bulundurarak turlarımıza evcil hayvan kabul edemiyoruz. Tüm misafirlerimizin seyahat boyunca rahat ve güvenli bir deneyim yaşaması bizim için öncelik. Bu nedenle anlayışınıza sığınıyoruz.
Avrupa Rüyası turlarında ekstra tur ücreti alınmaz, bu nedenle harcamalar tamamen kişisel tercihlere bağlıdır. Yemek, alışveriş ve kişisel ihtiyaçlar için 1 haftalık turlarda ortalama 600–700 Euro, 10 günlük turlarda ise 1000 Euro civarı cep harçlığı yeterlidir. Tur öncesinde yol danışmanlarımız size, yanınıza almanız gerekenleri içeren “Bilin İstedik” listesini iletecektir. Yurtdışında nakit Euro veya uluslararası geçerli kredi kartlarıyla da harcama yapabilirsiniz.
Kesinlikle hayır! Avrupa Rüyası turları sıcak ve samimi bir aile ortamında gerçekleşir. Tek başına katılsanız bile kısa sürede yeni arkadaşlıklar kurar, birlikte keşfetmenin keyfini yaşarsınız. Ayrıca size yaşınıza ve profilinize uygun bir oda ve koltuk arkadaşı eşleştirilir. Yani bu yolculukta asla yalnız kalmazsınız!
Hayır, gerekmiyor. Avrupa Rüyası turlarında yabancı dil bilme şartı yoktur. Tur boyunca yabancı dil bilen profesyonel kokartlı rehberlerimiz size her şehirde eşlik eder ve ihtiyaç duyduğunuzda yardımcı olur. Günlük ifadeleri bilmeniz gezinizde kolaylık sağlar, ancak bilmeseniz de hiç sorun değil rehberlerimiz her adımda yanınızda!
Avrupa Rüyası turlarında şehirleri profesyonel kokartlı rehberlerimizle gezersiniz. Her şehre varmadan önce otobüste bilgilendirme yapılır, ardından rehber eşliğinde şehir turu gerçekleştirilir. Tarihi yerleri gezer, rehberimizden öneriler alır ve sonrasında verilen serbest zamanda şehri kendi temponuzda deneyimleyebilirsiniz.
Hayır, ödemezsiniz. Avrupa Rüyası, “tüm ekstra turlar dahil” anlayışıyla hareket eder ve sizden hiçbir ekstra tur ücreti talep etmez. Turlarımızdaki tüm ekstra geziler katılımcılarımıza hediye olarak dahildir.
Güvenli, 3D destekli online ödeme sistemi
Bütçene uygun ödeme planı ile hayalindeki tura çık.
Seyahat öncesi ve sırasında bize dilediğiniz an ulaşabilirsiniz.
Vize süreci, valiz listesi, önemli ipuçları ve daha fazlası.
Bugüne kadar 19.000'den fazla gezginle Avrupa'yı keşfettik.
Planlar değişebilir, biz daima buradayız.