85 ülke, 220 şehir
gezisi gerçekleştirdik.
Provence'ta taş köyler birer kale gibi tepelere tırmanmış. Les Baux-de-Provence'ın sokakları o kadar dar ki iki kişi yan yana yürümekte zorlanıyor, Gordes'un evleri öyle yamaca yaslanmış ki tepeden baktığınızda hangi çatı hangi sokağa ait anlayamıyorsunuz. Bu köyler günümüzde turist destinasyonu ama aslında savunma noktası olarak kurulmuş: dik yamaç, dar geçit, taştan sur. Güney Fransa Cote D'Azur Turu kapsamında bu köyleri dolaşırken bir detayı fark ediyorsunuz, her evin duvarında farklı renk taş var çünkü her köy kendi çevresindeki taş ocağından beslenmiş.
Les Baux-de-Provence, Alpilles dağlarının beyaz kireçtaşı kayalıklarına öyle yerleşmiş ki kalenin duvarlarıyla kayanın kendisini ayırt etmek zor. 11. yüzyıldan kalma bu köy, Orta Çağ'da bölgenin en güçlü lordlarına ev sahipliği yapmış. Bugün köye girerken ilk karşınıza çıkan Château des Baux kalesi, yarı yıkık durumuyla bile etrafa hakimiyet kuruyor. Kale içindeki kuşatma silahları replikası ve 12. yüzyıl şapeli görülmeli. Köyün dar taş sokakları boyunca el yapımı sabun, lavanta ürünleri satan dükkânlar sıralanmış. Öğle saatlerinde Rue de la Calade üzerindeki La Reine Jeanne restoranında oturabilirsiniz, terasından Alpilles manzarası eşliğinde daube provençale (Provence usulü biftek güveç) denenir. Les Baux tarihi doku arayan, kale ve Orta Çağ meraklılarına hitap ediyor, ailelerin çocuklarla dolaşabileceği bir atmosfer var.
Roussillon: Kızıl Toprakların Köyü ve Ocher Ocakları
Roussillon'a yaklaşırken renk paleti değişiyor: yeşil çam ormanlarının arasından aniden kırmızı, turuncu, sarı tonlarda kayalar çıkıyor. Köyün evleri de aynı renklerle sıvanmış çünkü yapı malzemesi oker yani demir oksitli kil. 18. ve 19. yüzyılda buradaki oker ocakları Avrupa'nın boya sanayisini beslemiş. Köyün dışındaki Sentier des Ocres (Oker Patikası) yürüyüş rotası, eski ocakların içinden geçiyor, duvarlarda hâlâ kazıma izleri var. Yürüyüş 30-60 dakika sürüyor, yaz aylarında sıcak olduğu için sabah erken saatlerde gitmek mantıklı. Köy meydanındaki Place de la Mairie'de Samuel Beckett'in 1942'de Vichy rejiminden kaçarak saklandığı döneme dair bir levha var, "Godot'yu Beklerken" oyununu burada yazmış. Le Piquebaure pastanesi köyün girişinde, vitrindeki tarte aux fruits (meyveli tart) ile lavanta dondurması bir arada yenebilir. Roussillon fotoğraf meraklılarının ve doğa yürüyüşü sevenlerin uğrak noktası, renk skalası nedeniyle sabah ve akşam ışığında farklı görünüyor.

Gordes, Luberon Bölgesel Doğa Parkı'nın kuzey yamacına öyle sıkı yapışmış ki uzaktan bakınca evlerin tepedeki Saint-Firmin Kalesi'ne doğru akan bir taş şelaleye benzediğini düşünüyorsunuz. Köyün tarihi Roma dönemine kadar uzanıyor ama bugünkü görünümü 16. yüzyıldan kalma. Dar sokaklarda yürürken kaldırım taşlarının birçoğunun Roma mihenk taşı olduğunu, yani yapı malzemesi eski tapınaklardan alınmış taşlar olduğunu rehberler anlatıyor. Köyün hemen dışındaki Village des Bories, taştan örülmüş geçici barınaklar topluluğu, 3.500 yıllık tarih taşıyor. Kuru taş duvar tekniğiyle yapılmış bu yapılar çobanlara ve çiftçilere geçici barınak olarak kullanılmış. Yurt dışı turları içinde Provence rotalarında mutlaka uğranıyor. Gordes'un mezesini yapacaksanız Le Mas des Herbes Blanches otelinin terasında öğle yemeği yiyebilirsiniz, lavanta tarlaları manzaralı, menüsünde agneau confit (konfi kuzu eti) var. Gordes sakin tatil arayanlar ve sanatla ilgilenenler için uygun, köyde birkaç sanat galerisi var.
Saint-Paul-de-Vence: Sanatçıların Taş Köyü ve Galeri Sokakları
Saint-Paul-de-Vence, Côte d'Azur'un tepeliklerinde, denizden 12 km içeride kurulmuş bir Orta Çağ köyü. 16. yüzyılda Fransa Kralı I. François tarafından İtalyanlara karşı sınır kalesi yapılmış, köyün etrafını saran 450 metre uzunluğundaki surlar hâlâ ayakta. 20. yüzyılın başında ressam ve yazarların uğrak noktası haline gelmiş: Marc Chagall burada yaşamış, La Colombe d'Or oteli Picasso, Matisse, Miró gibi isimlerin tablolarıyla ödenmiş hesapların kanıtı. Köyün girişindeki Fondation Maeght müzesi Akdeniz'in en önemli modern sanat koleksiyonlarından birini barındırıyor, bahçesindeki Miró ve Giacometti heykelleri lavanta aromasıyla birleşince tuhaf bir deneyim sunuyor. Köyün içindeki dar sokaklar boyunca 80'den fazla sanat galerisi ve atölye sıralanmış. Rue Grande üzerinde yürürken duvarlardaki çiçek saksıları, oymalı ahşap kapılar ve taş kemerler göz dolduruyor. Café de la Place'ta oturup pétanque (Fransız metal top oyunu) oynayan yaşlıları izlemek köyün ruhunu anlamak için yeterli. Saint-Paul-de-Vence sanat meraklılarına ve fotoğraf tutkunlarına hitap ediyor, aile ile gelinebilir ama dar sokaklar bebek arabasıyla zor.
Aix-en-Provence teknik olarak kasaba değil şehir ama Provence'ın merkezi olarak burada anılmayı hak ediyor. Roma döneminden kalma su şebekesi sayesinde şehirde 100'den fazla çeşme var, en ünlüsü Place de la Rotonde'daki Fontaine de la Rotonde, 1860'ta yapılmış, üç heykeli adalet, tarım ve güzel sanatları simgeliyor. Cours Mirabeau bulvarı 440 metre uzunluğunda, iki yanı 17. ve 18. yüzyıldan kalma konaklar ve çınar ağaçlarıyla çevrili, burada yürümek Provence deneyiminin temeli. Ressam Paul Cézanne Aix'te doğmuş ve yaşamış, Atelier Cézanne yani atölyesi şehrin kuzeyinde tepede korunmuş, içeride resim malzemeleri, şövale, meyveler hâlâ durduğu gibi. Cézanne'ın en çok resmettiği Montagne Sainte-Victoire dağı şehrin doğusunda yükseliyor, 1.011 metre. Avrupa Rüyası rotalarında Aix mutlaka uğranıyor çünkü hem kültür hem Provence pazarı deneyimi bir arada. Şehrin güneyindeki Marché des Producteurs her sabah kuruluyor, lavanta sabunu, zeytin, keçi peyniri, taze bitki demet satılıyor. Calissons d'Aix yani badem ezmeli şeker hamuru Aix'in özel tatlısı, Confiserie du Roy René dükkânında üretimi izlenebilir.

Provence köylerinde konaklama planı kişisel tercihe göre değişir. İlk kez gelip birkaç köyü bir günde görmek istiyorsanız Avignon veya Aix-en-Provence'da kalıp araçla turlamak mantıklı çünkü köyler arası mesafe 30-50 km. Sakin bir hafta geçirmek ve köy atmosferini yaşamak istiyorsanız Gordes veya Saint-Paul-de-Vence'daki butik oteller iyi seçim, sabah erken sokaklar turistsizken yürüyebilir, akşam köy meydanında aperitif içebilirsiniz. Aileler için Roussillon pratik çünkü doğa yürüyüşü çocuklara eğlenceli geliyor. Sanat ve galeri gezisi önceliyse Saint-Paul-de-Vence, tarihi doku ve kale ilgi alanınızsa Les Baux-de-Provence öncelikli durağınız olmalı. Haziran-Ağustos arası kalabalık, Mayıs ve Eylül'de lavanta ve iklim optimal, kasım-mart arası birçok restoran kapalı.
Köyler arasında toplu taşıma sınırlı, kiralık araç ya da organize tur şart. Sokaklar dar ve taş döşeli olduğu için rahat yürüyüş ayakkabısı zorunlu, yazın güneş şapkası ve su. Oker patikası ve bories köyü gibi açık alan gezilerinde €3-7 arası giriş ücreti var, çoğu köy girişi ücretsiz. Restoranlar öğle saatleri 12:00-14:00, akşam servisi 19:30'dan sonra başlar, arada kapalı olabilir. Lavanta sezonu haziran sonu-temmuz, fotoğraf için ideal zaman gün batımından bir saat önce çünkü taşlar altın renge bürünüyor. Gordes ve Saint-Paul-de-Vence'de otopark bulmak zor, köy girişindeki park alanlarını kullanıp yürümek gerekebilir.
4000+ kez okundu.Yeni turlar, özel fırsatlar ve ilham verici seyahat içerikleri için e-posta listemize katıl!
gezisi gerçekleştirdik.
gezgin ile Avrupa’yı keşfettik.
KM yol katettik.
4.8 değerlendirme
Avrupa Rüyası, herkesin Avrupa’yı keşfedebilmesi için ekonomik turlar sunar. Tüm rotalarımız, katılımcıların en uygun maliyetle en fazla deneyimi yaşaması hedefiyle hazırlanır. Tur ücretleri; toplam tur süresi, konaklama sayısı, gezilen şehirler ve sezona göre değişiklik gösterebilir. Kısacası, Avrupa Rüyası ile en uygun fiyatla Avrupa’yı gezmek mümkün!
Avrupa Rüyası ile ekonomik bir şekilde tek seferde birçok ülkeyi keşfedin! Ekstra tur ücreti yok, tüm geziler fiyata dahil. Profesyonel kokartlı rehberler, konforlu oteller ve benzersiz rotalar ile Avrupa’yı en keyifli şekilde yaşayın.
Tur sayfasındaki “Başvuru Yap” formunu doldurun ve seyahat sözleşmesini onaylayın. İlk taksiti ödediğinizde kaydınız tamamlanır ve Avrupa Rüyası’yla yolculuğunuz başlar!
Hayır, ödemezsiniz. Avrupa Rüyası’nda tek başına katıldığınızda 1000 Euro’ya varan single farkı uygulanmaz. Sizi, mesleğinize ve yaşınıza uygun bir katılımcı ile eşleştiririz; böylece ek ücret ödemeden konforlu bir şekilde seyahat edebilirsiniz.
Avrupa Rüyası turlarındaki tüm zaman planlamaları, uzman operasyon birimimiz tarafından önceden test edilip en verimli şekilde hazırlanmıştır. Her şehirde geçirilen süre; şehrin büyüklüğü, popülerliği ve görülmesi gereken yerlerin yoğunluğuna göre belirlenir. Böylece zamanınızı en iyi şekilde değerlendirir, her sabah yeni bir şehirde uyanmanın keyfini yaşarsınız.
Avrupa Rüyası turlarında her katılımcı 1 orta boy valiz ve 1 sırt çantası getirebilir. Otobüslerde bagaj alanı sınırlı olduğu için büyük boy valizler kabul edilmez. Uçaklı turlarda valiz kilo sınırı, tur öncesinde yol danışmanları tarafından paylaşılır. Tur öncesi size gönderilecek “Bilin İstedik” listesinde, valizinizde bulunması gereken eşyalar detaylı olarak yer alır. Gündüz otobüste ihtiyaç duyabileceğiniz eşyaları sırt çantanıza almayı unutmayın.
Evcil hayvanları bizler de çok seviyoruz… Ama Avrupa Rüyası turlarına kabul edemiyoruz. Turlarımız grup etkinliği olduğu için farklı hassasiyetlere sahip katılımcılar yer almaktadır. Alerji, sağlık durumu ve genel konfor gibi konuları göz önünde bulundurarak turlarımıza evcil hayvan kabul edemiyoruz. Tüm misafirlerimizin seyahat boyunca rahat ve güvenli bir deneyim yaşaması bizim için öncelik. Bu nedenle anlayışınıza sığınıyoruz.
Avrupa Rüyası turlarında ekstra tur ücreti alınmaz, bu nedenle harcamalar tamamen kişisel tercihlere bağlıdır. Yemek, alışveriş ve kişisel ihtiyaçlar için 1 haftalık turlarda ortalama 600–700 Euro, 10 günlük turlarda ise 1000 Euro civarı cep harçlığı yeterlidir. Tur öncesinde yol danışmanlarımız size, yanınıza almanız gerekenleri içeren “Bilin İstedik” listesini iletecektir. Yurtdışında nakit Euro veya uluslararası geçerli kredi kartlarıyla da harcama yapabilirsiniz.
Kesinlikle hayır! Avrupa Rüyası turları sıcak ve samimi bir aile ortamında gerçekleşir. Tek başına katılsanız bile kısa sürede yeni arkadaşlıklar kurar, birlikte keşfetmenin keyfini yaşarsınız. Ayrıca size yaşınıza ve profilinize uygun bir oda ve koltuk arkadaşı eşleştirilir. Yani bu yolculukta asla yalnız kalmazsınız!
Hayır, gerekmiyor. Avrupa Rüyası turlarında yabancı dil bilme şartı yoktur. Tur boyunca yabancı dil bilen profesyonel kokartlı rehberlerimiz size her şehirde eşlik eder ve ihtiyaç duyduğunuzda yardımcı olur. Günlük ifadeleri bilmeniz gezinizde kolaylık sağlar, ancak bilmeseniz de hiç sorun değil rehberlerimiz her adımda yanınızda!
Avrupa Rüyası turlarında şehirleri profesyonel kokartlı rehberlerimizle gezersiniz. Her şehre varmadan önce otobüste bilgilendirme yapılır, ardından rehber eşliğinde şehir turu gerçekleştirilir. Tarihi yerleri gezer, rehberimizden öneriler alır ve sonrasında verilen serbest zamanda şehri kendi temponuzda deneyimleyebilirsiniz.
Hayır, ödemezsiniz. Avrupa Rüyası, “tüm ekstra turlar dahil” anlayışıyla hareket eder ve sizden hiçbir ekstra tur ücreti talep etmez. Turlarımızdaki tüm ekstra geziler katılımcılarımıza hediye olarak dahildir.
Güvenli, 3D destekli online ödeme sistemi
Bütçene uygun ödeme planı ile hayalindeki tura çık.
Seyahat öncesi ve sırasında bize dilediğiniz an ulaşabilirsiniz.
Vize süreci, valiz listesi, önemli ipuçları ve daha fazlası.
Bugüne kadar 19.000'den fazla gezginle Avrupa'yı keşfettik.
Planlar değişebilir, biz daima buradayız.