85 ülke, 220 şehir
gezisi gerçekleştirdik.
"Hangisi daha güzel?" sorusuna verilebilecek tek doğru yanıt: Yanlış soru soruyorsunuz. San Francisco ile New York arasında seçim yapmak, sakin bir koydaki yelkenli gezintisiyle açık denizde jet ski yapmayı kıyaslamak gibi. İkisi de Amerika, ama ikisi de bambaşka. Birinde teknoloji milyarderleri organik kahve yudumlayıp yoga yapıyor, ötekinde Wall Street brokerleri 6 dolarlık hot dog yiyip koşarak metroya atlıyor. Amerika Turu programlarında bu iki şehri arka arkaya gezince fark daha net anlaşılıyor: Uçaktan indiğinizde bile ritim değişiyor.
San Francisco, vicdanlı teknoloji zenginiyle sosyal sorumluluk aktivistinin aynı yoga dersinde buluştuğu, sabah sisi öğleye kadar kalkmayan, 43 tepeli bir yarımada şehri. Körfezden esen rüzgar yaz ortasında bile hırka giydiriyor. Golden Gate Bridge'in altından geçen tekneler, Alcatraz Adası'nın yanından dönüp Fisherman's Wharf'a yanaşıyor. Şehrin DNA'sında Beat kuşağı, hippiler, 1967 yazı, eşcinsel hakları hareketi, teknoloji devrimi var. Sabah Cable Car zili duyup turistler bisküvi koparken, yerli halk Tartine'de sıra bekleyip 18 dolarlık sandviç alıyor. Tempo yavaş, ama kafalar hızlı çalışıyor.
New York ise sizi ilk anda yutup sindirmeye çalışan, 8.3 milyon insanın aynı anda koştuğu, üç dilde küfür edildiğini duyduğunuz, yere düşen cüzdanın 10 saniyede kaybolduğu bir kaos. Manhattan adasında her köşe başı bir film sahnesi: Times Square'de neon ışıklar geceyarısı gündüz gibi, Central Park'ta koşucular trenle gelen turistlerle çarpışıyor, Brooklyn Bridge'de selfie çeken turistler yerlilerin yolunu kesiyor. Şehir 1624'ten beri ticareti, göçü, parayı, sanatı, suçu, ihtişamı aynı potada eritiyor. Tempo hızlı, kafalar da hızlı, ama pek düşünmeye vakit yok.
Coğrafya kaderdir derler, bu iki şehirde kelimenin tam anlamıyla geçerli. San Francisco 120 km² alana sıkıştırılmış, üç yanı suyla çevrili, tepeli bir bulmaca. Powell Street'ten yukarı tırmanırken bacak kasları yanıyor, Lombard Street'in virajlarında bile eğim 27 derece. Şehir küçük olduğu için her yer yürüme mesafesinde gibi görünüyor, ama o tepeler sizi aldatıyor. Sabah Embarcadero'da güneşli iken Haight-Ashbury'de sis var, Mission District'te 25 derece iken Presidio'da 15 derece. Mikroiklim denen olay burada icat edilmiş olmalı.
New York ise beş ayrı semt, 780 km² alan, 472 metro istasyonu ve sonsuz beton. Şehir yatay büyümüş, sonra yer kalmayınca dikey çıkmış. Empire State Building1931'de açıldığında dünyada yeniydi, şimdi etrafındaki cam kulelerin yanında neredeyse nostaljik duruyor. Manhattan'da yürürken çevrenizde gökdelenler güneşi kesiyor, caddelerde şahin kuşları güvercin avlıyor, Grand Central'da sabah 8'de tren garı savaş alanı gibi. Atmosfer değişmiyor, hep aynı enerji: Hızlı, agresif, yorucu, ama bir o kadar da elektrikli. İlk kez gelenler yorgunluktan bayılıyor, alışanlar başka yerde yaşayamıyor.

San Francisco'nun kültürel kimliğini anlamak için Castro Mahallesi'ne gitmeniz yeterli. 1977'de Harvey Milk burada belediye üyeliğine seçildi, sonra öldürüldü, ama yarattığı hareket durdurulamadı. Şehir LGBT hakları konusunda dünyanın vitrini. Haight-Ashbury'de hâlâ 60'ların ruhu yaşıyor: İkinci el giyim dükkanları, rekor plak mağazaları, sokak müzisyenleri. Mission District'te Meksika muralleri duvarlarda, taco kamyonları kuyruğu La Taqueria'nın önünden başlıyor. Şehir sosyal meselelere duyarlı, veganizm, sıfır atık, evsizlik, ırkçılık gibi konular günlük sohbetin parçası. Teknoloji servisi zenginliğiyle tezat oluşturuyor, ama kimse bunu yüzüne vurmaktan çekinmiyor.
New York ise her kültürü aynı anda yaşattığı için tek bir kimliğe indirgenemez. Chinatown'da Kantonca duyuyorsunuz, Little Italy'de İtalyanca, Brighton Beach'te Rusça, Jackson Heights'ta Urduca. Her mahalle ayrı bir ülke gibi. Şehir 800 dilde konuşuluyor, bu abartı değil resmi veri. Sanat sahnesi dünyanın en dinamiği: Metropolitan Museum'da 5 bin yıllık Mısır eserleri, MoMA'da Picasso, Brooklyn galerilerinde yeni mezun sanatçılar. Broadway'de her gece 41 tiyatro oynuyor, biletler 150 dolardan başlıyor ama show kalitesi tartışmasız. New York kimliği şu: Buraya gelirsin, dövüşürsün, ya kazanırsın ya dönüp gidersin.
San Francisco yemek konusunda snob. Şehir çiftlikten sofraya (farm-to-table) akımının doğduğu yer. Chez Panisse restoranı 1971'de bunu başlattı, şimdi her restoran menüsünde organik, yerel, sürdürülebilir kelimeleri kullanıyor. Ferry Building Marketplace'te cumartesi pazarında satılan domates bile soylu. Dungeness crab (yengeç) sezonu Kasım'da başlıyor, Fisherman's Wharf'ta taze yengeç kazanda pişerken kokusu sizi çağırıyor. Mission burrito başlı başına bir kültür: La Taqueria'dan sıcak tortilla içinde fasulye, pirinç, et kombinasyonu 12 dolar. Sourdough ekmeği şehrin sembolü, Boudin Bakery1849'dan beri aynı mayayı kullanıyor.
New York yemek konusunda demokrat. Her bütçeden, her damak zevkinden, her saatte yemek var. Sabah 3'te Joe's Pizza'dan dilim alabiliyorsunuz, Katz's Delicatessen'de 22 dolarlık pastrami sandviç 1 kilo geliyor, Halal Guys kuyruğu gece yarısı bile devam ediyor. Şehirde 27 bin restoran var, sadece Manhattan'da Michelin yıldızlı 76 restoran. Ama New York'un ruhu lüks restoranlarda değil, 99 sentlik pizza diliminde, Gray's Papaya'nın hot dog'unda, Levain Bakery'nin kurabiyesinde. Yemek hızlı tüketiliyor, masa başında 45 dakika oturmak lüks sayılıyor. Şehir sizi hızlı yemeye, hızlı yürümeye, hızlı düşünmeye zorluyor.

San Francisco'da arabasız yaşamak mümkün ama zahmetli. Muni otobüsleri ve tramvayları 75 hatta çalışıyor, BART metrosu körfez çevresine gidiyor, ama şehir içinde metro ağı sınırlı. Cable Car turistik bir deneyim, yerli halk kullanmıyor çünkü 8 dolar tek yön. Tepeli şehirde yürümek yorucu, bisiklet cesaretli insanlar için. Uber ve Lyft bu şehirde doğdu, tesadüf değil. Evsizlik sorunu görünür: Tenderloin mahallesinde sabah yürüyüşü yapmak tavsiye edilmiyor. Şehir küçük olduğu için her yer yakın gibi dursa da, ulaşım 45 dakika alınca planlar değişiyor.
New York ulaşımda dünyanın kralı. Metro 24 saat çalışıyor, 472 istasyon, 27 hat, yılda 1.7 milyar yolcu. MetroCard çıkarıp şehri ücretsiz geziyorsunuz gibi hissediyorsunuz (gerçekte 2.90 dolar biniş). Taksiler sarı, ikonik, ama artık Uber daha ucuz. Şehirde arabaya gerek yok, hatta sorun. Park yeri saatlik 50 dolar, trafik her saatte kilitli. Yürüyerek hareket etmek en mantıklısı, Central Park'tan Times Square'e 30 dakika, Brooklyn Bridge'i yürüyerek geçmek 20 dakika. Yurt dışı turları kapsamında New York'ta rehber olmadan kaybolmak neredeyse imkansız, çünkü cadde numaraları mantıklı.
Gerçek şu: İki şehir de birbirinin rakibi değil, tamamlayıcısı. San Francisco size Amerika'nın özgür ruhunu, yenilikçi tarafını gösteriyor. New York Amerika'nın gücünü, çeşitliliğini, acımasızlığını gösteriyor. Avrupa Rüyası gibi profesyonel rehberli turlarla her ikisini de görmek, kontrastı yaşamak en doğrusu. Hangisi daha iyi diye sormayın, hangisi sizi daha çok yorar diye sorun: İkisi de yoruyor, ama farklı şekillerde.
4000+ kez okundu.Yeni turlar, özel fırsatlar ve ilham verici seyahat içerikleri için e-posta listemize katıl!
gezisi gerçekleştirdik.
gezgin ile Avrupa’yı keşfettik.
KM yol katettik.
4.8 değerlendirme
Avrupa Rüyası, herkesin Avrupa’yı keşfedebilmesi için ekonomik turlar sunar. Tüm rotalarımız, katılımcıların en uygun maliyetle en fazla deneyimi yaşaması hedefiyle hazırlanır. Tur ücretleri; toplam tur süresi, konaklama sayısı, gezilen şehirler ve sezona göre değişiklik gösterebilir. Kısacası, Avrupa Rüyası ile en uygun fiyatla Avrupa’yı gezmek mümkün!
Avrupa Rüyası ile ekonomik bir şekilde tek seferde birçok ülkeyi keşfedin! Ekstra tur ücreti yok, tüm geziler fiyata dahil. Profesyonel kokartlı rehberler, konforlu oteller ve benzersiz rotalar ile Avrupa’yı en keyifli şekilde yaşayın.
Tur sayfasındaki “Başvuru Yap” formunu doldurun ve seyahat sözleşmesini onaylayın. İlk taksiti ödediğinizde kaydınız tamamlanır ve Avrupa Rüyası’yla yolculuğunuz başlar!
Hayır, ödemezsiniz. Avrupa Rüyası’nda tek başına katıldığınızda 1000 Euro’ya varan single farkı uygulanmaz. Sizi, mesleğinize ve yaşınıza uygun bir katılımcı ile eşleştiririz; böylece ek ücret ödemeden konforlu bir şekilde seyahat edebilirsiniz.
Avrupa Rüyası turlarındaki tüm zaman planlamaları, uzman operasyon birimimiz tarafından önceden test edilip en verimli şekilde hazırlanmıştır. Her şehirde geçirilen süre; şehrin büyüklüğü, popülerliği ve görülmesi gereken yerlerin yoğunluğuna göre belirlenir. Böylece zamanınızı en iyi şekilde değerlendirir, her sabah yeni bir şehirde uyanmanın keyfini yaşarsınız.
Avrupa Rüyası turlarında her katılımcı 1 orta boy valiz ve 1 sırt çantası getirebilir. Otobüslerde bagaj alanı sınırlı olduğu için büyük boy valizler kabul edilmez. Uçaklı turlarda valiz kilo sınırı, tur öncesinde yol danışmanları tarafından paylaşılır. Tur öncesi size gönderilecek “Bilin İstedik” listesinde, valizinizde bulunması gereken eşyalar detaylı olarak yer alır. Gündüz otobüste ihtiyaç duyabileceğiniz eşyaları sırt çantanıza almayı unutmayın.
Evcil hayvanları bizler de çok seviyoruz… Ama Avrupa Rüyası turlarına kabul edemiyoruz. Turlarımız grup etkinliği olduğu için farklı hassasiyetlere sahip katılımcılar yer almaktadır. Alerji, sağlık durumu ve genel konfor gibi konuları göz önünde bulundurarak turlarımıza evcil hayvan kabul edemiyoruz. Tüm misafirlerimizin seyahat boyunca rahat ve güvenli bir deneyim yaşaması bizim için öncelik. Bu nedenle anlayışınıza sığınıyoruz.
Avrupa Rüyası turlarında ekstra tur ücreti alınmaz, bu nedenle harcamalar tamamen kişisel tercihlere bağlıdır. Yemek, alışveriş ve kişisel ihtiyaçlar için 1 haftalık turlarda ortalama 600–700 Euro, 10 günlük turlarda ise 1000 Euro civarı cep harçlığı yeterlidir. Tur öncesinde yol danışmanlarımız size, yanınıza almanız gerekenleri içeren “Bilin İstedik” listesini iletecektir. Yurtdışında nakit Euro veya uluslararası geçerli kredi kartlarıyla da harcama yapabilirsiniz.
Kesinlikle hayır! Avrupa Rüyası turları sıcak ve samimi bir aile ortamında gerçekleşir. Tek başına katılsanız bile kısa sürede yeni arkadaşlıklar kurar, birlikte keşfetmenin keyfini yaşarsınız. Ayrıca size yaşınıza ve profilinize uygun bir oda ve koltuk arkadaşı eşleştirilir. Yani bu yolculukta asla yalnız kalmazsınız!
Hayır, gerekmiyor. Avrupa Rüyası turlarında yabancı dil bilme şartı yoktur. Tur boyunca yabancı dil bilen profesyonel kokartlı rehberlerimiz size her şehirde eşlik eder ve ihtiyaç duyduğunuzda yardımcı olur. Günlük ifadeleri bilmeniz gezinizde kolaylık sağlar, ancak bilmeseniz de hiç sorun değil rehberlerimiz her adımda yanınızda!
Avrupa Rüyası turlarında şehirleri profesyonel kokartlı rehberlerimizle gezersiniz. Her şehre varmadan önce otobüste bilgilendirme yapılır, ardından rehber eşliğinde şehir turu gerçekleştirilir. Tarihi yerleri gezer, rehberimizden öneriler alır ve sonrasında verilen serbest zamanda şehri kendi temponuzda deneyimleyebilirsiniz.
Hayır, ödemezsiniz. Avrupa Rüyası, “tüm ekstra turlar dahil” anlayışıyla hareket eder ve sizden hiçbir ekstra tur ücreti talep etmez. Turlarımızdaki tüm ekstra geziler katılımcılarımıza hediye olarak dahildir.
Güvenli, 3D destekli online ödeme sistemi
Bütçene uygun ödeme planı ile hayalindeki tura çık.
Seyahat öncesi ve sırasında bize dilediğiniz an ulaşabilirsiniz.
Vize süreci, valiz listesi, önemli ipuçları ve daha fazlası.
Bugüne kadar 19.000'den fazla gezginle Avrupa'yı keşfettik.
Planlar değişebilir, biz daima buradayız.